son son günübirlik tatil: harbiye & yayladağı;


hazır ramazan geliyor sonrada tatil bitiyor gidelim bi piknik yapalım:) pikniğe yayladağı'na gitmeye niyetlendik ama önce gitmeden harbiyeyi gezelim ne zamandır uğramıyoruz..


yukarıdaki resim harbiyenin girişi;aşağıya iniliyor ve inildikçe farklı büyüklüklerde akan sularla karşılaşılıyor... harbiye hatay'ın eski şelalelerinden biridir, belkide tekdir kesin bir bilgim yok bu konuda:)








içerde tesisler var harika yemekler yiyebilirsiniz antakyadan humus ve künefe yemeden sakın çıkmayın:)




o ağacın üzerinde asılı gördüğünüz şey kabak lifi hani şu tvde bas bas bağırıyorlar ya selülite iyi geliyor lif yerine bunu kullanın diye işte ondan bizim burda sebil:))bu nasıl lif haline gelir canım diyebilirsiniz ama olmuş hali aşağıdaki resimdeki gibidir ilginç:))




not:üstteki resim netten alıntıdır kuru halinin resmi yoktu çünkü:))
suya girince yumuşacık acayip bişey oluyor tavsiye edilir en azından doğal:)




turistik yer olurda satıcı ablalarımız olmaz mı:D bu abla dantel satıyordu fiyatlarda çok ucuzdu örmeye değmez o kadar emek yani.ayrıca samandağ ilçesi iğne oyası ile meşhurdur uygun fiyata çok hoş parçalar bulabilirsiniz tezgahta satılıyordu ama iğne oyasına ayrı post lazım:)hastanede sıra beklerken bile iğne oyası örüyorlar samandağlılar çok becerikli:)





burası artık şelalenin sonu,demirle balkon yapılmış ordan aşağısı böyle görünüyor o şelale harika yaa:))





su birkintilerinde balık ve ördekler çok tatlıydılar ayrıca o su birikintilerinin içne masa koyulmuş oturmak için onları kullanıyorsunuz suyun üzerinde yemek yemek harika:)




artık çıkıyoruz harbiyeden ama en önemlisini sona bıraktım burda en çok ne ünlüdür:İPEK BÖCEKCİLİĞİ

girişte 2 dükkan var ama bu resimdeki daha büyük ismide daphne-apollon ipekçilik içeri girince bayılırsınız eşarptan salon takınlarına eteklere bluzlere herşey ipek vede hoş parçalar:))

harbiye eski adı ile daphne..bu isim mitolojik bir hikayeden gelmektedir aslında bir kaç hikaye demeliyim burada hikayeler mevcut okuyabilirsiniz.


-daphne apollondan kaçar ve yardım isteyecek kimse kalmamıştır toprak anaya yalvarır o anda defne ağacına dönüşür gözyaşlarından ise bu şelale oluşmuştur..


en bilinen söylenti budur:)


daphne ile apollonu bırakıp biz yolumuza yayladağına doğru ilerledik:))




ben daha yakın bi yer zannediyordum ilk gidişimdi çünkü 50 km.ymiş:)

çok küçük bir ilçe zaten meydanda güreşen 2 insan heykeli var yayladağında güreş müsamereleri meşhurmuş bunuda bilmiyodum yeni öğrendim:)


meydanda durduk yayladağına gidilipte lokum almadan dönülmez çok ün yapmışlar çünkü:)

durduğumuz yerde bu amca sepet satıyodu çok hoşuma gittiler onları da çektim:)





hazır gitmişken babam gümrük kapısına da gidelim görmüş olun dedi burasıda yayladağı gümrük kapısı burdan ortadoğuya açılabilirsiniz:DD

bu kaaa gezme yiter dedik ve girdik ormana..

annem şöyle dedi:


-sankim kendimi memlekette hissettim irmaannn:DD(irman babam oluyor annemde abiye:P)

babam:

-sevdinmi hayatım o zaman ben seni her hafta getiriyim:DD(babamın hain planları annemin memleket kızılcahamam bu ufak ormanla onu kandırmaya çalışıyor)

annemler konuşmaya devam ederken ben yerel dilde bölüyorum:


-çok acıktım kele:))


isyanlarıma dayanamayıp yemek faslına geçiyoruz ki ramazan münasebetiyle yemek postlarına ara verdim:)

ama semaverde çay keyfimizi yayınlayabilirim sanırım





bu benim ahmet amcam hani samandağında şu kavurmaları pişiren ahmet amca:)) cay pişirme işi ona düştü tiryakidir kendisi:))
bi ara ben dayanmadım kurdum bağdaşımı pilates yaptım çok iyi geldi:)
yemekdi çaydı ay bu orman harika koyuyodu derken biz eve 22:00 sularında döndük:))
harika bi gündü o ormana tekrar gitmeliyiz baba:))
dipnot: bana bakın yazımı linksiz noktasıyla virgülüyle yayınlayan,benim postlarım üzerinden para kazanan hırsızlar size sesleniyorum;hadi bu notu da silmeyin yazınızdada anlasınlar hırsız olduğunuzuuuu!!!!kocaman blog adı yazıyo o resimlerde insan utanır yayınlamaya yaaa ayıptır kardeşim kul hakkıdır bu şimdi sinirlensekde alırız öbür dünyada hakkımızı:))

Etiketler: